Durumun kötü biliyordum ama ne kadar kötü olduğuna dair çok bir fikrim yoktu. Bir gaz ile, ortağım ile giriştiğimiz web app projesinin kodlama kısmına, araya çeşitli işlerin ve gönülsüzlüklerin girmesiyle bir süredir ara vermiş, geçen sürede de yeni öğrenmeye başladığım onca teknoloji detayının aklımdan kum saatindeki parçacıklar gibi süzülüp gittiği hissine rağmen kendimi bir türlü projeye geri verememiştim.

Şimdi projenin devamını gerektiren koşullar yeniden şekillendiğinden, uzun süredir bakmadığımı bildiğim ama aradan tam ne kadar zaman geçtiğini kestiremediğim koda yabancı gözüyle, biraz da korkuyla bakıyorum. Yazılanlar anlaşılmaz değil aslında, Javascript gibi nispeten kaotik bir dile biraz düzen getirebilmiş olduğumu düşünüyorum. Ama kodun ne konuştuğunu anlasam bile konuyu unutmuşum gibi sanki, kulak misafiri olduğunuz, ne olduğunu az çok anladığınız ama aslında bilmediğiniz bir konuyu takip etmeye çalışmak gibi.

Biraz inceleyip akışını anlamaya çalışmaktansa önümde yeni uygulamam gereken özellikler ile uğraşmanın daha doğru olacağına dair bir karar veriyorum. Bu noktada yine öğrenmeye başladığım ama kullanmadan geçen zaman ile araya soğukluk girmiş versiyon kontrol sistemine girdi yapmak mantıklı olabilirmiş gibi geliyor. Sonuçta şu an ancak alkollü bir sürücü kadar yola müsaitim. Bitbucket'a girince durumun vehametine daha net bir şekilde tanık oluyorum. Ağzımdan iyi bildiğim iki dilde de küfür içeren bir sözcük kaçıyor. En son kod girdisinden bu yana aradan neredeyse iki ay geçmiş. Muhtemelen sadece iki aydır öğrenmeye başladığım onca şeye neredeyse bir o kadar ara vermişim. Hani derler ya biten ilişkiler bile beraber geçirdiğiniz zamanın yarısından sonra unutulmaya başlanır diye, bu yani ondan da çok unutulmuş.

Versiyon kontrole girdimi yaptıktan sonra kodun başına en nihayetinde oturmak yerine, nice zamandır istediğim bloğu tutmaya başlamanın doğru olacağına karar veriyorum. Aslında çok yersiz bir karar, iş kaytarmaktan başka nedeni olmadığı çok ama çok bariz. Yine de blog tutma isteği de gerçek nihayetinde ve bloglamak ile alakalı önceden karar veremediğim bir çok değişkene, sırf o geri dönmem gereken işten kaytarmak adına anında karar veriyorum. Hangi dilde yazılacak? E hadi Türkçe olsun. Tema ne? Programlama abi işte. Peki programlama da odağı ne, olaya nasıl bir ses katıyorsun? Ne olacaksa, sonuçta onca cümle şimdiden yazıldı.

Programlama hakkında konuşabilirim, uzun zamandır tutkulu olduğum ender konulardan biri nasılsa. Ama mesela olayın insanı boyutu olsa, mühendis beynine ya da belki sadece deneyimine saplanmış sanatçı bir adamım sonuçta (akılda kalıcı arabesk tanımlamalar kullanmalı, evet!). Mesela konu programlama ama işin içinde şimdiki gibi, tereddütler, tembellikler, bilinmezlikler olsa?

Şimdi ise geri dönebilecekmiyim bilmiyorum ama kimi araştırmalar paylaşmanın sorumluluk hissini artırdığını söylüyor. Kaldı ki hiç olmadı iş kaytarırken aradan blog işini, düşüncesizce de olsa çıkarmış oldum. Bir ihtimal belki momentumumu da bulurum?

 

O halde, merhaba dünya?

Comment